Kürkün Gerçek Yüzü

, Mart 21, 2017

Hayvanların giyeceğe dönüştürülmesinde ilk akla gelen şey ‘kürk’ gerçeğidir. Hayvanların sırtlarından derilerinin, postlarının ya da kürklerinin alınması insanların hayvanları sömürmelerinden başka bir şey değildir. Sorulması gereken asıl soru, insanların kürke gerçekten ihtiyaç duyup duymadığıdır. Kürk giymek, soğuk yerleşim alanlarında yaşayan insanlar için makul görünebilir hatta sağlık ve hayatta kalmak adına bir ihtiyaç dahi olabilir. Ama modern şehir sokaklarındaki insanlar için aynı şey söylenebilir mi? Buralarda kürk giymek, ne sağlık ne de hayatta kalma gerekçesiyle açıklanabilir. Peki kürk giyinmenin nedeni nedir? Bu, maalesef kürkün toplumlarda zenginlik belirtisi olarak algılanmasıyla, gösteriş sembolü haline getirilmesiyle ve modaya dönüştürülmesiyle açıklanabilir. Mecbur olmadığı halde ya da alternatifleri bulunduğu halde insanın kürkü tercih etmesi, hayvanlara yapılan büyük bir haksızlıktır. Çünkü hayvanların kürklerinden koparılması büyük bir acı ve ıstırap içinde gerçekleşmektedir.
Kürkleri için öldürülen hayvanların sayısı yılda 50 milyonu aşmaktadır. Kürkleri için katledilen hayvanların başında tilkiler, kaplanlar, kutup ayıları, fok balıkları, timsahlar, kuzular, kediler, köpekler, rakunlar, sincaplar, vizonlar ve diğerleri gelmektedir.
Kürk avcıları tarafından ise öldürülen bu hayvanların canlarının hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu insanlar için asıl önemli olan şey ise hayvanın kürkünün zedelenmeden elde edilmesidir.
Kürkün mahvolmamasına verilen öncelik, öldürme yöntemlerine de yansımaktadır. Anestezi içermeyen, kürkün bozulmasını önleyici yöntemler rutin bir şekilde uygulanmaktadır. Küçük kürk hayvanlarında boynu kırmak, büyüklerinde ise karbonmonoksit veya karbondioksitle boğma yöntemiyle öldürmek standart bir uygulama haline gelmiştir.
İnsanların kürk giyerken, kürk hayvanlarının nice acılar çekerek kürklerinden ya da postlarından olduklarını düşünmeleri gerekmektedir. Uzun süren eziyetlerden sonra ve sonunda canlarını vererek kürklerini teslim ettiklerini unutmamak gerekir. Tuzağa düşmüş bir hayvanın yaşadığı fiziksel travma, bir parmağın üzerine bir araba kapısının çarpmasına benzetilebilir. Etolog Desmond Morris’e göre, “tuzağa düşmüş hayvanların yaşadığı şoku kavramak bizim için zordur. Çünkü başına neler geldiğini hiçbir biçimde anlayamamış olmanın şokudur bu. Yakalanmışlardır, kurtulamazlar, bunun üzerine çoğunlukla metal tuzağı dişleriyle ısırırlar, bunu yaparken dişlerini kırarlar ve hatta kimi zaman tuzağa kapılmış olan bacaklarını kemirirler”.
İhtiyaç olmadığı halde sadece gösteriş amaçlı giyilen kürkleri giyerken bu canlıların neler çektiğini ve kaçının canını teslim ettiğini irdelemek insani bir düşünce biçimi olmalıdır. Bu amaçla kürke karşı topyekün mücadele göstermemiz kaçınılmazdır. Sadece bireyler bazında değil ülkeler bazında da kürke karşı yasal düzenlemeler getirilmelidir. Örneğin İngiltere 2003 yılında, Avusturya 2005 yılında kürk hayvanı yetiştirmeyi, Avrupa Birliği ise 2009 yılında fok ürünleri ticaretini yasaklamıştır. Temennimiz buna benzer kararların tüm dünyada hızla yayılması ve kürk imalatı ve satışının önlenmesine yönelik daha ciddi yaptırımların uygulanmasıdır. Umarım bir gün tüm dünyada hayvan kürkü yasaklanır ve masum canlılar ölmek zorunda kalmaz. Kürksüz bir dünyada yaşamak dileğiyle…
Bahadır Küçük

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir